Fizyoterapi

Erken Fizyoterapi ve Yoğun Fizyoterapi Gerekli midir?

Bilim dünyasında ki son 40 yılda, gelişimsel ve bilişsel sinirbilim adlı yeni bir araştırma alanı ortaya çıktı. Bu alan, kişinin bilişsel süreçleri, davranış biçimleri, fiziksel gelişim becerileri ile beyin arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla psikoloji, biyoloji, sinirbilim ve tıp alanlarını bir araya getirmiştir.

Nörologlar, sinirbilimciler ve alanın diğer uzmanları beyin görüntüleme yöntemleriyle (EEG, ERPs, Fmrı vb.) farklı sorulara cevap aramaya başladılar: Belirli yaştaki deneyimler çocuğun beyin gelişimini nasıl etkiler? Beyindeki hasar çocuğun motor öğrenmesini nasıl zorlaştırır? Beyindeki hasara rağmen çocuk bilişsel gelişimi ve hareket gelişimindeki açığı kapatabilir mi? Çalışmaların sonucunda beyin görüntüleme teknikleri bize zarar gören kısmın görevlerinin tamamlanabilmesi için beynin kendisini yeniden yapılandırdığını, hasarlı bölgelerin görevini beyindeki diğer alanların üstlenebildiğini ortaya koymaktadır.

Bebeklik ve çocuklukta beyin, deneyimler sonucu büyümeye ve yeniden düzenlenmeye tamamen açıktır yani esnektir. Beynin esnekliği yaşam boyu devam eder fakat yaşamın ilk yıllarındaki beyin, olgun bir beynin yapamayacağı şekilde beynin belli alanlarının fonksiyonlarını çok daha iyi yenileyebilir ya da değiştirebilir. Bugün tüm dünyanın çocuk gelişiminde kritik kabul edilen 0-3 yaş dönemine bu kadar vurgu yapmasının nedeni beynin bu dönemdeki şekillenmeye açık esnek yapısıdır. Beyin hasarı olan çocuklarımızda bu esnekliğin sınırı yaralanma esnasındaki yaş faktörünün dışında yaralanmanın oluştuğu bölge, yaralanmanın şiddeti, yaralanmanın alanı, beynin kendi potansiyeli gibi çeşitli faktörlere de bağlıdır. Bbu noktada bizim fizyoterapide ki hedefimiz çocuğun potansiyelinin tamamını ortaya çıkarmaktır.

Bilim insanlarının beyin gelişimini destekleyen ya da sınırlandıran bu bilgileri tanımlama yolundaki ilerlemeleri özel gereksinimli çocuklardaki tedavi programlarına önemli katkılar sağlamıştır. Bu çocukların erken yaştaki doğru tedavi yöntemleriyle fiziksel gelişimleri, bilişsel gelişimleri, duygusal ve sosyal gelişimleri uygun şekilde desteklendiğinde sonuçların çok daha anlamlı ve yararlı olduğu bilinmektedir. Ben size fizyoterapist olarak bu yazıda bu alanlardan fiziksel gelişim ile ilgili bilgi vereceğim. Fakat bu alanların hepsinin birlikte geliştiği ve birbirini destekleği unutulmamalıdır.

Çocuklarda Fiziksel Gelişim

Bebekler hayata katıldıkları andan itibaren fiziksel gelişim başlar, her bir motor beceri ise bebeklere yeni bir bakış açısı kazandırır. Örneğin dik oturabilme bebeklere dünyaya farklı bir bakış açısıyla bakma becerisi kazandırır, ulaşma becerisi ise yeni nesnelere dokunma şansı verir ve bebek araştırma yapmaya başlar. Bebeklerin motor başarıları onların sosyal ilişkileri için de önemli bir güce sahip olmalarını sağlar. Yürümeyi kazanan ve yürümeye başlayan bebekler daha aktif olarak sosyal etkileşime katılır ve bu etkileşimi başlatır (Clearfield, Osborne ve Mullen, 2008).

Ailelerin belki de bize yönelttiği, belki de en sık sorulan bir soru üzerinden size motor hareketi kazanmanın sürecini bir örnekle anlatacağım: Çocuğum yürüyebilecek mi?. Motor beceride uzmanlaşmak pratik yapmayı gerektirir. Gelişimi normal olan çocuk yürümeyi öğrenirken günde altı ya da daha fazla saat yani yaklaşık 29 futbol sahası uzunluğu pratik yapar. Zamanla kısa dengesiz adımlar daha uzun ve kaliteli adımlara dönüşür ve en sonunda bacaklarını simetrik ve koordineli bir şekilde atmayı öğrenir (Adolph, Vereijken ve Shrout, 2003). Hareketler ancak binlerce kez tekrarlanınca beyinde motor gelişimi düzenleyecek yeni sinapslar oluşur ve çocuk motor beceriyi kazanır. Şimdi beyindeki hasara bağlı olarak spastisitesi olan bir çocuğa yürümeyi becerisini öğrenme konusuna gelelim. Bizim çocuklarımız çeşitli fizyoterapi stratejileri ve aile odaklı terapi yaklaşımıyla gelişimi normal olan çocuğun yaptığı pratikten (29 futbol sahası uzunluğu) bile çok çok çok daha fazla tekrarla bazen zamanında, bazen biraz gecikmeli, bazen ise uzun bir süreden sonra yürümeyi başarabilirler.

Özel gereksinimli çocukta fizyoterapi zamana karşı bir yarıştır ve beyin gelişiminin esnek olduğu dönemde erken fizyoterapinin önemi oldukça büyüktür; bizim çocuklarımıza yapılan her dokunuş çok değerlidir, fiziksel becerileri çocuğa binlerce kez deneyimlendirmek ve öğretmek için ise yoğun fizyoterapi kesinlikle gereklidir.

Kübra Hoşgör
Fizyoterapist