>

Psikoloji

Psikoloji
PEDİAMER DANIŞMANLIK

PSİKOLOJİ

Pediamer Eğitim ve Danışmanlık erken çocukluk eğitimi (0-6 yaş) başta olmak üzere 0-16 yaş arası özel gereksinimli çocukların ihtiyaçlarına yönelik tüm hizmetleri aynı çatı altında sunmak amacıyla kurulmuştur. Ekibimizde Fizyoterapist, Psikolog, Özel eğitim uzmanı, Duyu Bütünleme Terapisti, Oral Motor Terapist bulunmaktadır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)

Fazla hareketlilik, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon güçlüğü ve dürtüsellik gibi alanlarda belirtilerini gösterir. Çocuğunuz dinliyormuş gibi görünüp dinlemiyorsa, sürekli hayallere dalıyorsa, bir etkinliği tamamlayamadan diğerine hızlıca geçiyorsa, anlatılanları aklında tutamıyorsa, dikkat ve konsantrasyon isteyen aktivitelerde başarısız oluyorsa, unutkansa, eşyalarını kaybediyorsa, oyun oynarken ya da bir iş yaparken dikkatini sürdürmekte zorlanıyorsa, sık sık söz kesiyorsa, uygunsuz ortamlarda koşturuyorsa, tırmanma amacı taşımayan nesnelere tırmanıyorsa, sırasını bekleyemiyor, çok konuşuyorsa, ders boyunca yerinde oturmakta zorlanıyorsa, sık sık nesnelere çarpıyorsa, sessiz bir şekilde oyun oynayamıyorsa DEHB’si olabilir.

Dikkatsizliğin baskın olduğu, aşırı hareketliliğin/dürtüselliğin baskın olduğu ve her ikisinin de görüldüğü (bileşik) olarak üç alt tipi vardır.En sık rastlanan dikkat sorunlarının ve aşırı hareketliliğin birlikte olduğu türdür.İlkokul döneminde akademik sorunlar daha fazla kendini gösterir.


Seçici Konuşmazlık (Seçici Dilsizlik)

Çocukluk çağı kaygı bozukluklarından biri olan seçici konuşmazlık çocuğun ev, aile, okul, akraba, arkadaş çevresi gibi farklı ortamlarda konuşması beklenirken sürekli olarak konuşamaması durumudur. Konuşmadıkları ortamlarda göz kontağı kurmayabilirler.Çocukfarklı ortamlarda konuşabiliyorken, bazı ortamlarda konuşamaz, örneğin okulda konuşamaz ama evde herhangi bir sorun yoktur.Çocuğun konuşamamasının nedeni dili bilmemesi, o dili rahat konuşamaması, kekemelik ya da gelişimsel bir bozukluk ile açıklanamaz.Genellikle 3-8 yaşları arasında görülür.Çocuğun konuşamama durumu eğitimini ve sosyal iletişimini etkiler.

Karşıt Olma – Karşıt Gelme Bozukluğu

Karşıt Gelme Bozukluğu, çocuğun yaşına göre uygun olmayan şekilde tartışmacı bir tavır sergilemesi, sık sık hiddetlenmesi, yetişkinlerin koyduğu kurallara uymayı reddetmesi, itaatsiz davranması, aileye karşı koyan tutumu gibi davranışsal sorunlar ile görülür. Neredeyse her çocuk gelişim sürecinde zaman zaman benzer davranışsal problemler gösterse de, karşıt gelme bozukluğu tanısı olan çocuklarda bu problemler normalden çok daha uzun süre devam eder, karşıt gelme davranışları çok ciddi boyutlarda sergilenir. Karşıt Gelme Bozukluğu olan çocuklar çok çabuk öfkelenir, sabır ve hoşgörü gösteremez, kolay ağlar ve sıklıkla sinirli ve tahammülsüzdür.Öfkelerini kontrol altında tutmakta zorlanırlar ve sık sık kavga çıkarırlar.Çocuklar aile, öğretmen gibi otoriteleri suçlayıcı tutumda olurlar ve problemlerine ilişkin farkındalıkları yoktur.


Depresyon

Çabuk ve sık ağlamalar, iştahsızlık, huzursuzluk, mutsuzluk, uyku düzeninde bozulmalar, kilo verme, hoşlandığı şeylere karşı ilgisizlik, dikkat güçlüğü, can sıkıntısı, oyun oynamada azalma, alt ıslatma, çabuk yorulma, akademik başarıda düşüş, dikkat ve konsantrasyon problemleri, bitkinlik, sevilmediği düşüncesi, kararsızlık, kolay öfkelenme, keyifsizlik, sık sık hastalanma ya da vücutta ağrılar (baş, karın gibi) gibi belirtiler görülür. Çocuklarda görülen depresyonda yetişkinlerin aksine davranışsal belirtiler daha sıktır. Bu belirtiler ev, okul, yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirme gibi farklı ortamlarda görülür.

Yaygın Kaygı Bozukluğu

Genel bir kaygılı olma durumudur, çocuğun aklından hep “Ya böyle olursa” düşüncesi geçer.Huzursuz ve endişelidir, çabuk öfkelenir, her şeyi kafalasına takar, bir türlü rahatlayamaz ve endişeleriyle ilgili sık sık sizin rahatlatmanıza ihtiyaç duyabilir.Haberlerde gördüğü bir olay, gündelik hayattaki sıradan durumlar onun için bir endişe kaynağıdır.Olayların süreci ve detaylar üzerinde gereğinden fazla düşünerek kaygılanır.

Kendisinin,ailesinin, arkadaşlarının güvenliği, sağlığı için fazlasıyla endişelenir ve sorumluluk hisseder. Ebeveynlerinin tepkilerine daha fazla dikkat ederek kaygılanacak bir şey olup olmadığını anlama çabasındadır.

Başarısızlığa tahammülsüzlük, kalp çarpıntısı, hızlı nefes alıp verme, kas gerginliği, ateş basması, mide bulantısı, aşırı terleme, ishal, karın ağrısı, baygınlık, uykusuzluk, kolay yorulma, odaklanamama, sık idrara çıkma gibi belirtiler görülür. Yanlış cevap verebileceği endişesi nedeniyle derse katılım göstermeyebilir, başarısız olabileceğini düşündüğü bir aktiviteye katılmayabilir.

Ayrılma Kaygısı Bozukluğu (Ayrılık Anksiyetesi)

Çocuğun anne ya da bakımverenden ayrılmasıyla ilgili gelişimsel olarak uygun olmayan aşırı düzeyde kaygı duymasıdır. Gelişim sürecine göre kaygı bebek 6 aylıkken başlar, 1-2 yaş civarında normal olarak en üst seviyelerde gözlenmesinin ardından 3 yaş ile birlikte azalmaya başlar. 4-5 yaşlarından itibaren eğer aşağıdaki belirtiler mevcutsa ayrılma kaygısı bozukluğu olabilir.

Evden ya da yakın olduğu kişilerden ayrıldığı zaman aşırı tasalanma, kendinin ya da yakınlarının başına kötü bir şey geleceği korkusu veya bağlandığı kişiden ayrılmasına neden olacak istenmedik bir olay yaşayacağı korkusu (kaza, yaralanma, hastalanma, kaçırılma, kaybolma gibi) ve kaçırılma, kaybolma gibi istenmeyen durumları içeren yineleyici kabusları olabilir.

Endişeler nedeniyle okula gitmek istememe, evden çıkmak istememe, ebeveynlerin işe gitmesini istememe, evden uzaklaşmak istememe yaşanabilir.Yalnız kalmaktan ya da bağlandığı kişilerle birlikte olmama nedeniyle aşırı kaygı gösterme ve kaçınma davranışları vardır.

Bu belirtilerle birlikte, anne ya da bakımveren gibi bağlandığı kişi yanında olmadığı zaman uyumada isteksiz olabilir. Bağlandığı kişiden ayrıldığı ya da ayrılacağı zaman mide bulantısı, karın ağrısı, baş ağrısı gibi bedensel belirtiler görülebilir.

Toplumsal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi veya Sosyal Kaygı)

Çocuğunuz topluluk içinde konuşamıyorsa, derste söz alıp derse katılmak, yeni biriyle tanışmak, topluluk önünde sunum ya da konuşma yapmak gibi durumlarda kaygılanıyorsa ve ellerinin titremesi, terleme, kekeleme, donakalma, sinme, sıkıca sarılma, ağlama, tepinme, titreme, yüzün kızarması, kalbin çok hızlı atması gibi belirtileri varsa sosyal fobisi olabilir. Bu belirtiler sadece yetişkinlerin olduğu ortamlarda değil, yaşıtlarının olduğu ortamlarda da görülür.

Sosyal fobisi olan çocuklar sınıf içinde çok sessizdirler, hatta sessiz ve sakin olmaları nedeniyle öğretmenleri tarafından çok sevilirler.Parka gitmek, bir arkadaşının evine ziyarete gitmek, arkadaşlarını bir yere davet etmek onlar için oldukça zorlayıcıdır.Kendisine bir soru sorulduğunda cevap veremeyebilir, performans gerektiren bir ders için haftalar öncesinden kaygılanabilir.Kendisini ifade edememesi ile akademik başarısında düşüş yaşanabilir.

Toplum önünde performans gerektiren bir eylem gerçekleştirmekten, olumsuz olarak değerlendirileceği bir şekilde davranmaktan, alay edileceği veya utanacağı bir duruma düşmekten korkması nedeniyle kaçınıyor olabilir ya da yoğun kaygı ile bu durumlara katlanıyor olabilir.

Panik Bozukluk ve Panik Atak

Kişinin kendini tehlike altında hissetmesiyle; vücudun koruma altına almak amacıyla fiziksel belirtiler göstermesi durumudur.Kalbin çok hızlı atması, ellerin terlemesi, nefessiz kalması, mide bulantısı, bayılma, baş dönmesi, çarpıntı gibi fiziksel belirtiler görülür.Panik atak yaşayan kişinin öleceğinden ya da aklını kaybetmekten korkması düşünceleriyle panik atağı tetiklenebilir.

Aniden başlayan yaklaşık 10 dk kadar süreyle panik hali, ve çocuğunuzun bulunduğu ortamdan kaçma uzaklaşma isteği duyması, panik anında boğulma, çarpıntı, nefessiz kalma, bayılma gibi semptomlar yaşaması, panik yaşayacağı korkusuyla dışarı çıkmak istememesi gibi belirtileri vardır.

Okul Korkusu

Okul çağındaki çocuklarda birdenbire başlar.ve okula gitmeye karşı yoğun isteksizlik, direnç ile karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel yakınmaların eşlik ettiği durumdur. Temelde çocuğunuzun okula gitmek istememesinin nedeni anneye olan fazla bağımlılık olabilir.Okula gitmesi konusunda zorlanırsa hırçınlaşabişir, ağlama ya da öfke krizleri olabilir.Eğer evde kalmasına izin verilirse, karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel belirtileri kendiliğinden iyileşir.Çocuğun anneden ayrılmasına neden olabilecel boşanma, kardeş doğumu, annenin hastalanması gibi annenin çocuğa olan ilgisini azaltmasını gerektiren durumlar ile tetiklenebilir.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (Örselenme Sonrası Gerginlik)

Savaş, doğal afet (deprem, yangın, sel gibi), taciz, tecavüz, işkence, kaza, aile içi şiddet, kaza gibi travmatik bir olay yaşamak, başka birinin yaşadığı travmatik olaya şahit olmak, aile bireylerinden birinin başına örseleyici bir olay geldiğini öğrenme, bir yakının kaybı gibi durumlara eşlik eden olayla ilgili detayların istenmeyen bir şekilde sık hatırlanması, uykusuzluk, olayın tekrar yaşanacağı korkusuyla tetikte olma hali, çabuk sinirlenme, inkar, korku, huzursuzluk, yabancılaşma, kabuslar, olayı hatırlatan durumlardan kaçınma belirtileri ile görülür. Çocuklar travmatik deneyimlerini oyun sırasında tekrar canlandırabilir.Travma sonrası alt ıslatma, içe kapanma, parmak emme, ebeveynlerden birine yapışma hali, saldırgan davranışlar, akademik başarıda düşüş belirtileri olabilir.Travmatik olayın ardından 1 ay geçmesine rağmen bu belirtiler görülüyorsa travma sonrası stres bozukluğu olabilir.

Özgül Fobi

Belirli bir nesne ya da durumla ilgili ortaya çıkan abartılı korkudur.Korkulan durumla karşılaşıldığında ya da korkulan durum hayal edildiğinde kaygı ve kontrolü kaybetme belirtileri ile birlikte baş dönmesi, nefes darlığı, titreme, terleme, kalbin hızlı çarpması, sık idrara çıkma ihtiyacı görülebilir. Özgül fobi en sık olarak kaza geçirme korkusu, hayvan fobisi, asansör, kapalı yerler, kan ve enjeksiyon, yükseklik, uçağa binme gibi olabilir. Birey korkusunun yoğun ve anlamsız olduğunun bilincindedir ancak korktuğu durumu yaşamak ya da o nesneyle karşılaşmaktan rahatsızlık duyar ve kaçınma davranışları gösterir.

Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı öğrencinin sınavda bilgiyi kullanmasını engelleyen, başarısını olumsuz etkileyen yoğun bir kaygıdır.Sınava yüklenmiş olan anlam, başarıyla ilgili düşünceler, sınav sonrası elde edilecek kazanımlar sınav kaygısı ile ilişkilidir. Belirtileri; huzursuzluk, ders çalışmaya isteksizlik, mutsuzluk, dikkat dağınıklığı, odaklanma problemleri, endişe, iç sıkıntısı, kalp çarpıntısı, terleme, karın ağrısı, mide bulantısı, titreme, dikkatte bozulmalar, değersizlik hissi, yetersizlik hissi, iştahsızlık veya aşırı yemek yemedir. Sınav kaygısı yaşayan bireylerin akademik başarılarında düşüş, öğrendiğini ifade edememe, çok çalışmasına rağmen başarısız olma, sınavın içeriğine değil kendisine odaklanma olabilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk

OKB; obsesyonlar denilen takıntılı düşünceler, korkular, dürtüler ve kompulsiyon denilen yineliyici davranışlar veya zihinsel durumlardan oluşmaktadır.Obsesyonlar kişinin kontrolü dışında gelirler, mantıksız olabilirler, sıkıntı ve kaygıya neden olabilir.Bulaşma ve temizlik kompulsiyonları, sayma kompulsiyonları, dini içerikli kompulsiyonlar, simetri/düzen kompulsiyonları, biriktirme/saklama kompulsiyonları gibi farklı alanlarda olabilir. Obsesyonlar ve kompulsiyonlar kişinin günlük hayatını fazlasıyla meşgul eder.Takıntılı düşünceler bireyin tekrarlı davranışlar yapmasına neden olur.Kişi rahatsız olduğu bu düşüncelerden kaçmaya çalışırken, yeni düşünceler ve takıntılar öncekilere eklenebilir ve böylece birey için içinden çıkılmaz bir duruma gelebilir.

İnternet Bağımlılığı

Her yaşta ve her cinsiyette görülen internet bağımlılığı, kişinin teknoloji kullanımı üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Bilgisayar başında farkında olarak ya da fark etmeden çok fazla zaman harcama, geç saatlere kadar bilgisayar başında oturmak, bilgisayar ve internetten uzak kalınca boşluktaymış gibi hissetmek, dışarıda vakit geçirme, yemek yeme, dinlenme gibi ihtiyaçlardan vazgeçerek bilgisayar ve interneti tercih etme durumları vardır. Depresyon, sosyal fobi gibi rahatsızlıkları tetikleyebilir.İnternet bağımlılığı olan bireylerin sosyal aktivitelere yönlendirilmesi önerilmektedir.

Kardeş Kıskançlığı

Kardeş kıskançlığının alt ıslatma, ebeveynden uzaklaşma, sinirlilik, kardeşe kaba davranma, hırçınlık, yürümeden emeklemeye dönme, bebekçe konuşma, anneye aşırı bağımlılık, biberonla beslenme alışkanlığına geri dönme, yalnız uyuyamama, kabus görme, emzik kullanmadığı halde emzik kullanmaya başlaması gibi belirtileri vardır. Kıskançlık temelde, hep kendisine yönlenmiş olan ilgi ve alakanın kardeşe yöneltilmesine karşı duyulan rahatsızlık hissidir.Kardeşle birlikte ona ayrılan zamanın azalmasıylaçocuk kendini güvensiz hissedebilir ve anne-babasına karşı kızgın olabilir. Kardeşler arası yaş farkının az olduğu ailelerde kardeş kıskançlığı daha sık görülür.

Bağlanma Problemleri

Bebek ve temel bakım vereni arasında oluşan bağdır.Bebek annesine olan bağlılığını gülümseyerek, ağlayarak annesini çağırarak, kızgınlığını ve açlığını belli ederek gösterir. Bağlanma için bebek ve anne arasında dokunma ve fiziksel temas, empati, ve ilişki önemlidir. Annenin bebeği ile tutarlı ve güvenli bir ilişki kurması bağlanmada önemlidir.Bebeğin ihtiyacının o anda karşılanması ile bebek annesinin ona bakım vereceğine güvenir.Bağlanma sürecinde, annenin özellikleri, bebeğin özellikleri, anne ve bebek ilişkisinin özellikleri ve çevresel durumlar rol oynar.

Mary Ainsworth’e göre; güvenli, güvensiz-dirençli, güvensiz-kaçınmacı ve dağınık bağlanma stilleri vardır.

  1. Güvenli bağlanma, hedeflediğimiz sağlıklı olan bağlanmadır. Bebek anne gittiğinde yerinde bir tepki verir ve daha sonra annenin geri gelmesiyle anneye yönelerek sakinleşir.
  2. Güvensiz-dirençli bağlanma ise, bebeğin anneden ayrıldığı zaman aşırı derecede rahatsız olması, anne döndüğü zaman bile sakinleşememesidir, bebek annesinin sakinleştirme çabalarını reddeder.
  3. Güvensiz-kaçınmacı bağlanmada bebek annenin yokluğundan etkilenmemiş görünür. Anne bebeğin yanından ayrılıp geri geldiğinde, bebek görmezden gelme veya anneden kaçma şeklinde tepki verir.
  4. Dağınık bağlanmada bebek anne ile birlikteyken çatışma içindedir. Anne ve bebek arasında tatmin edilemeyen ve sorunlu bir ilişki vardır. Madde bağımlılığı olan ve çocuklarını istismar eden annelerin bebeklerinde görülür.

Alt Islatma (Enürezis)

5 yaşından sonra da tekrarlayıcı olarak devam eden alt ıslatma, daha çok geceleri görülür. Haftada iki kez alt ıslatıyorsa ve üç ay devam ediyorsa enürezis olur.İki çeşit alt ıslatma vardır. İlkinde, çocuk alt ıslatma bir problem olarak görülene kadar hep devam eder. İkinci tipinde ise, çocuk en az bir yıl süreyle kuru kaldıktan sonra yeniden alt ıslatmaya başlar. İkincil tip, okul ve aile düzenini etkileyen değişimler, boşanma, ebeveyn kaybı, yeni kardeş gibi çocuğun baş etmekte zorlandığı psikolojik nedenlerle daha sık görülür.Yalnızca gece, yalnızca gündüz ve hem gece hem gündüz görülebilir. Çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanmakta yaşadığı zorluklar, uykusunun derin olması, hormonal bozukluklar, kabızlık, mesanenin kapasitesinin ortalamanın altında olması ve mesanenin taşmasına ilişkin uyanma sinyallerini alamama gibi durumlar alt ıslatmaya neden olabilir.

Kaka Kaçırma – Kaka Tutma

Çocuklar 3 yaş civarı kakalarını tutabilecek kas olgunluğunda olurlar. Eğer herhangi bir fiziksel engel durumu söz konusu değilse, 4 yaşını doldurduktan (gelişim düzeyi olarak) sonra 3 ay boyunca en az ayda 1 kere altına kaçırması enkoprezi (kaka tutamama) olarak değerlendirilir. Bazı zamanlar da kakasını tutar. Çocuk kendi isteğiyle kakasını tutar ve bu durum dışkı birikimiyle beraber duygu algısını bozar.

Bu iki duruma da okul-aile ortamında yaşanan değişimler, travma, psikolojik problemler, saldırganlık, korku, kaygı, aşırı titiz ebeveyn tutumları sebep olabilir.

Öfke Kontrolü

Öfke kontrolü çocukluk döneminde başlar ve yaş ilerledikçe de devam eder. Bireyin memnun olmadı durumlarla karşılaştığında istenmeyen tepkiler vermesi, istenmeyen haraket içerikli kelimeler kullanması ve pişman olunan durumlar yaşanmasıdır.Öfke kontrol problemi yaşayan kişilerde beyinde serotonin hormonu salgılanması problemi yaşanmaktadır.Birey hep sinirli, gergin ve huzursuz hissedebilir.Öfke de yaşadığımız duygulardan biri olmasına rağmen, karşılaştığımız durumlarda bunu kontrol altına almak, yerine göre uygun tepki vermek önemlidir.

Özgüven Eksikliği

Kendini ifade etmekte çekinen, sınıf ve okul ortamında aktif katılım göstermeyen, konuyu çok iyi biliyor olmasına rağmen ifade etmekte çekinen, kendine yeteri kadar güvenmemesi nedeniyle akademik başarıda düşüş gibi belirtiler gösterebilirler. Sevgi eksikliği, şiddet, travma, aşırı koruyucu, aşırı baskıcı ve aşırı titiz gibi ebeveyn tutumları, boşanma, kardeşleri veya arkadaş çevresi ile kıyaslamaya maruz kalma, zorbalık, alay edilme ve dalga geçilmesi, çatışmalı aile ortamı gibi durumlar ile çocuklar özgüven eksikliği yaşayabilir.

Çocuklarda Uyku Problemleri

2-5 yaş arası çocuklarda ihtiyaç duyulan uyku süresi yaklaşık 10-12 saattir. Özellikle 0-3 yaş arasındaki çocukların gelişimi için uyku çok önemli bir yere sahiptir, uyku sırasında büyüme hormonu salgılanır.Uyku düzeni olmayan çocuklarda ise gelişimsel sorunlar görülebilir, örneğin kas ve kemik gelişiminde problemler olabilir, motor becerileri etkilenebilir. Yapılan araştırmalara göre; düzenli uyku uyumayan çocuklarda gelişimsel gerilikler, dikkat ve öğrenme problemleri ve davranış problemleri görülebilme sıklığı artmaktadır.Alt ıslatma, gece şiddeti, gece boyunca sıkça uyanma, uykuya dalmada sorunlar, yalnız uyumak istememe, kabus görme, uyurgezerlik gibi belirtileri olabilir.

Davranış Problemleri

Çocuğun kronik rahatsızlıkları olması, engelli olması, kaza gibi travmalar yaşamış olması, kalıcı ve uzun süreli tedavi gerektiren rahatsızlıkları olması, sevme, sevilme, güvende hissetme gibi psikolojik isteklerinin ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmaması, yanlış ebeveyn tutumları, anne-baba kaybı, boşanma, çatışmalı aile ortamı gibi nedenlerle çocuklarda davranış problemleri görülebilir. Sinirlilik, yalan söyleme, eşyalara zarar verme, parmak emme, tırnak yeme, huzursuzluk, öfke nöbetleri, vurma gibi şiddet içerikli davranışlar, saldırganlık, yalnız kalma isteği, okula sık devamsızlık, okuldan kaçma, dışlanma, zorbalık, aşırı hareketli veya aşırı sakin olma gibi davranış problemleri görülebilir.